Ana Sayfa Eğitim Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairler şiirler yazarlar eserleri romanları

Milli edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairler şiirler yazarlar eserleri romanları

7993
0

Milli-Edebiyat-Dönemi.jpg (460×253)

Merhaba arkadaşlar, yine çok kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarıyla sizlerleyiz. Bu yazıda milli edibayat zevkini ve anlayışını her zaman tüm eserlerinde ve çalışmalarında devam ettiren bütün şairleri, yazarları ve bunların şiirleriyle kitaplarını (romanlarını) sizlerle paylaşıyoruz. Sayfa epey uzun oldu fakat eksik ve yetersiz bilgi vermektense, siz değerli okuyucularımızı biraz yormayı göze alıp en doyurucu ve tatmin edici bilgileri sunmayı tercih ettik. Umarız hoşunuza gider ve işinize yarar…

0.jpeg (406×405)


  • Bu anlayışı benimseyen şairler için önemli olan, Anadolu insanı ve Anadolu coğrafyasıdır. Bu iki temel unsur çevresinde cereyan edecek her şey onlar için son derece ilgi çekicidir.
  • Şiirlerde Anadolu insanını ve coğrafyasını milli duyarlıkla ifade etme amacı gütmüşlerdir.
  • Sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih ettiler.
  • Memleket manzaraları ile ilgili söyleyişlere yer verilir.
  • Halk arasından seçilmiş sıradan insanların yaşamı işlenmiştir.
  • Mahalli ve milli unsurlar halk şiirinden farklı olarak temanın anlatılmasında bir araç olarak kullanılmıştır.
  • Kelimeler ilk anlamlarıyla kullanılır.
  • Milli hisler ön plandadır.
  • İmge, ses akışı ve ritim açısından modern Türk şiirinden faydalanılmıştır.
  • Şiirlerinde hece ölçüsünü kullandılar.
  • Bu gruptaki sanatçılar: Ahmet Kutsi Tecer, Orhan Saik Gökyay, Kemalettin Kamu, Arif Nihat Asya, Zeki Ömer Defne ve Beş Hececiler.

tıpkı Beş Hececiler gibi bu beş isim de çoğunlukla hece ölçüsünü kullanarak Anadolu insanını ve coğrafyasını milli bir duyarlılıkla ele almışlardır.

KEMALETTİN KAMU (1901 – 1948)

  • Kemalettin Kamu, şiire 1919’da Büyük Mecmua’da şiirlerini yayımlatarak başlamıştı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Dergah dergisinde yazdığı şiirlerle ün kazandı. Varlık ve Oluş dergilerinde de şiirlerini yayımladı.
  • Başlangıçta aruz ölçüsü ile yazan Kamu daha sonra hece ölçüsüyle ve sade bir dille Milli Edebiyat akımına bağlı yurt sevgisi, gurbet, aşk konularını işleyen şiirler yazmıştı.
  • Şiirleri ölümünden sonra Rifat Necdet Evrimer tarafından “Kemalettin Kamu, Hayatı, Şahsiyeti ve Şiirleri” (1949) adlı kitapta toplandı.
  • Kemalettin Kamu, İstanbul’un müttefikler tarafında fiilen işgal günü olan 16 Mart faciası karşısında “Gurbet” şiirini yazdı. O kara günlerde gurbet acısını en iyi duyan ve duyuran Kemalettin’e “Gurbet Şairi” denilmektedir. Gurbet şiirinde; “Ben gurbette değilim, gurbet benim içinde” der.
  • İzmir düşman tarafından işgal edilince şair “Türk’ün İlahisini” yazdı. Kemalettin Kamu “İstiklal Ordusu Şehitlerine” şiirini de yazdı. Bu şiirde temiz bir dil güzel bir ahenk ve içli bir şairin en samimi duyguları hakimdir.
  • Eserleri: Gurbet, Hicret, Kimsesizlik, Seneler, Türkün Duası, Zafer, Erzurum, Dadaş, Tuna, Dumlupınar Yolunda, Ağıt İstiklal Ordusu Şehitlerine adlı şiirlerİ yazmıştır.

ARİF NİHAT ASYA (1904 – 1957)

  • Öğretmenlik yaptığı yıllarda Anadolu’nun birçok yerini tanıyan, bir ara Adana milletvekillisi yapan Arif Nihat Asya, edebiyatımızda “Bayrak Şairi” olarak tanınmıştır.
  • Heceyle, aruzla ve serbest ölçüyle şiirler yazan Asya, milli konuları İnce bir duyarlılıkla İşlemiştir.
  • Din ve kahramanlık duygusu şiirlerinde çok belirgindir.
  • Son derece sade bir dille yazan şair, dil estetiğine çok önem vermiştir.
  • Sanatçının şiirlerinde epik, lirik ve didaktik özellikler görülür.
  • Düzyazı alanında da eserleri vardır.
  • Şair, Osmanlı tarihine son derece hayrandır. Onda, İslâm inancı ile Türklük şuuru bütünleşmiştir. Tarihimize ve kültürümüze dair her şeyi büyük bir heyecanla işlemiştir. Arif Nihat; sâde milliyetçi değil her şeyi ile millî bir şairdir.
  • Eserleri:
    Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (şiir), Rubaiyyat-ı Arif (şiir)
    Kubbe-i Hadrâ (şiir), Kökler ve Dallar (şiir), Dualar ve Âminler (şiir)

AHMET KUTSİ TECER (1901 – 1967)

  • Duygulu ve memleket şiirleri ile tanınır.
  • Şiirlerinde Anadolu halk motiflerini işlemiştir.
  • Hece ölçüsüne yeni biçimler eklemiştir.
  • Avrupai şiir anlayışında, aşık tarzı söyleyişe yönelmiştir.
  • Şiirlerinde iç duygu ve bununla birlikte gelişen hafif sesli bir musiki havası vardır.
  • Halk edebiyatı üzerine araştırmaları önemlidir.
  • Edebiyatımıza Aşık Veysel’i kazandırmıştır.
  • Eserleri:
    2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer’in Bütün Şiirleri yayınlanır. Ahmet Kutsi, şiirlerini hece ölçüsünde ve yalın bir dille yazmış. Aşk, doğa, ölüm, özlem gibi konuları işlemiştir.
  • En çok bilinen “Orada Bir Köy Var Uzakta” adlı şiirini babasının memleketi olan Apçağa Köyü (Erzincan/Kemaliye) için yazmıştır.
  • 1940 yılında yayınlanan Köylü Temsilleri adlı kitabı seyirlik oyunlarımız üzerine yazılmıştır.Bir kaç defa yayınlanan eser, büyük yankılar uyandırmıştır.
  • Tiyatro Eserleri : Tecer, tiyatro oyunları yazarak Türk Edebiyatı’ndaki büyük bir boşluğu doldurmuştur ve tiyatrocu kimliğini ispat etmiştir. Köşebaşı, Koçyiğit Köroğlu, Yazılan Bozulmaz, Bir Pazar Günü, Satılık Ev

ZEKİ ÖMER DEFNE (1903 – 1992)

  • Anadolu’yu şiirlerinin ana teması olarak aldı. Yurt güzellemeleriyle tanındı. Yazdığı yurt güzellemeleri şiirlerinde Erzurum, Eğin, Ilgaz, Isparta, Bursa, İstanbul, Konya illerini çeşitli özellikleriyle tanıttı.
  • Güçlü bir anlatıma ve duyarlığa sahip olan şiirleri ancak 1970’lerden itibaren kitaplaşmaya başlamıştır.
  • Zeki Ömer Defne, Aralık 1992’de yaşama gözlerini yumdu.
  • Eserleri
    . Denizden Çalınmış Ülke (1971)
    . Sessiz Nehir (1985)
    . Kardelenler (1988)
    . Dede Korkut Hikayeleri Üzerinde Edebi Sanatlar Bakımından Bir Araştırma (1994)

ORHAN ŞAİK GÖKYAY ( 1902 -1994)

  • Edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair.
  • Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra Kastamonu, Malatya, Edirne, Ankara, Eskişehir ve Bursa’da edebiyat öğretmenliği yaptı. “Bu Vatan Kimin” şiirini Bursa’da iken yazdı.
  • Milli duyarlılığı işleyen epik şiirleriyle tanınır.
  • Bazı Eserleri
    . Dede Korkut (İstanbul, 1938)
    . Dedem Korkut’un Kitabı(İstanbul, 1973)
    . Katip Çelebi’den Seçmeler (İstanbul, 1968)
    . Destursuz Bağa Girenler (Dergâh yayınları, İstanbul 1982)

Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdüren Eserler, Yazarlar ve Özellikleri

  • Bu anlayışı sürdüren roman ve hikayelerde I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemi, bu dönemden sonra Atatürk ilke ve inkılaplarının Anadolu’ya benimsetilmesi ile ilgili konular işlenmiştir.
  • Halkın ve Anadolu insanının yaşama tarzı konu edilmiş, yanlış batılılaşmanın getirdiği ahlak bozuklukları, geri kalmış halk arasındaki hurafeler, halk-aydın ilişkisi ele alınmıştır.
  • Tanzimat’tan beri eserlerde yer bulan doğu- batı çatışması işlenmeye devam etmiştir.

Bu anlayışı sürdüren romanları konularına göre şu alt başlıklarla ele almak mümkündür:

1. Siyasi ve Sosyal Olaylara Doğrudan Yer Veren Eserler

a. Abdülhamit döneminden bahsedenler:

Sinekli Bakkal (Halide Edip Adıvar)

Bir Sürgün (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Roman kahramanı Dr. Hikmet kültür ikiliği yaşayan batı hayranı bir tiptir. Sürgün onun için vatanına gitmek gibi olmuştur, çünkü Fransa’ya kaçmıştır.

Abdülhamit Düşerken ( Nahit Sırrı Örik): Mahmut Şehabettin Paşa, eski Osmanlı efendisidir, devlet görevi almayı bekler. Kızı Nimet ve İttihatçılarla ilişkisi anlatılır.

b.İttihat ve Terakki Fırkasının Faaliyetlerini Anlatanlar:
İttihat ve Terakki dönemi sansür, yolsuzluk, rüşvet, kültür yozlaşması, ahlaki düşüklükler, faili meçhul cinayetler gibi yönleriyle ele alınır.

Hüküm Gecesi (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Ahmet Kerim adındaki İttihat ve Terakki muhalifi gazetecinin yaşadıkları anlatılır. Hüküm gecesi idama mahkum olduğu gecedir. Ziya Gökalp tarafından kurtarılır. Realist bakış açısıyla yazılan Belgelikter bir romandır.

Üç İstanbul (Mithat Cemal Kuntay): II. Meşrutiyet, İttihat -Terakki ve Mütareke dönemlerinin İstanbul’unu İttihat ve Terakkî’nin içinden bir bakış açısıyla anlatan Belgelikter bir romandır.

c. Yolsuzluk, Rüşvet ve Ahlak Düşüklüklerini Anlatanlar:

Gizli El (Reşat Nuri Güntekin): Yazar piyes yazarlığının getirmiş olduğu bir tecrübeyle romanlarında kurguyu, iç dengeyi ve mantık ilgisini başarılı şekilde verir. Eserlerinde hep Anadolu’ya açılma gayesi vardır. Roman kahramanı Şeref Bey silik bir avukattır. Miralay Murat Bey’in etkisiyle “gizli eller” tarafından yolsuzluk yapmak için kullanılır, sonradan yakalanır.

İstanbul’un Bir Yüzü (Refik Halit Karay): İki bölümden oluşan eserin I. Bölümü Fikri Paşa konağı etrafında eski İstanbul yaşamını anlatırken; II. bölüm 1908’den sonraki İstanbul’u bir savaş vurguncusu olan Kânî Bey’in şahsında anlatır.

Kiralık Konak (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Naim Efendi konağı çöken Osmanlı’yı temsil eder. Seniha, Batı hayranı ve kendi kültürüne yüz çevirmiş bir tiptir. Hakkı Celis ise onu sevmesine rağmen onun fikirlerini paylaşmaz. Vatan için savaşarak şehir olur.

Mahşer (Peyami Safa)(1924): “Mahşer” harp yıllarındaki İstanbul’a roman kahramanı Nihat tarafından verilen isimdir. Nihat cepheden dönüşte İstanbul’daki bozulmuşluğa ve vurgunculuğa şahit olur. Eşi Muazzez de onu terk edince intihar etmeyi düşünür. Yazar olayı psikolojik unsurlarla destekleyerek kuru anlatımdan öte olayları gösterebilmeyi başarmıştır.

Sözde Kızlar (Peyami Safa): Diyaloglarındaki canlılık ve kahramanlarının farklılığıyla dikkati çeker. Bilinçli bir kız olan Mebrure ile İstanbul’daki kozmopolitleşmiş akrabaları arasındaki fark ortaya konur. Çapkın bir tip olan Behiç’e karşı direnişi anlatılır. Romanda İstanbul’un kokuşmuşluğuna karşı Anadolu bir ideal olarak sunulur.

Sodom ve Gomore (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Yazarın en başarılı romanlarından biridir. Dar ve sürekli bir zaman diliminde geniş bir şahıs kadrosuyla olaylara çok yönlü bakabilmiştir. Eserde Necdet ile nişanlısı Leyla arasındaki ilişki anlatılır. Leyla kültür ikiliği yaşayan, değerlerinden uzak bir tiptir. Onun yabancı subaylarla yanlış ilişkileri Necdet’i zamanla milli bilince ulaştırır. Mütareke dönemi İstanbul’u, helak edilen kavimlerin yaşadığı Sodom ve Gomore’ye benzetilmiştir.

2. Anadolu’yu İşleyen Eserler:

Anadolu aydınlar tarafından bir ana kucağı gibi görülmüştür. Bizim edebiyatımızda edebiyatçı-bürokrat birlikteliği devlet politikalarının edebiyata yansımasına sebep olmuştur.Milli edebiyat döneminde Ziya Gökalp’in “Halka Doğru” adını verdiği sosyolojik tavır Cumhuriyet döneminde “Mektepten Memlekete” hareketini doğurdu. 1940’lı yıllardan sonra bu anlayış toplumcu ideolojik bir yön kazanarak “Köy Romanı”na dönüştü.

a. Anadolu’da Öğretmen:

Yeşil Gece (1926-Reşat Nuri Güntekin): Medrese eğitimi kötülenerek Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve eğitim reformu övülür. Kahraman Ali Şahin Efendi aydın bir öğretmendir. Yobaz halkla mücadele eder.R. Nuri bu eser için “tek ideolojik polemik romanım” der. Konuyu tek yönlü ele alması, tezini savunmak için topyekün karalamaya gitmesi eserin başarısına gölge düşürmüştür.

Vurun Kahpeye (1926-Halide Edip Adıvar): Roman kahramanı Aliye tıpkı Ali Şahin gibi yeniliği savunan bir öğretmendir. Yazar kahramanlara taraflı yaklaşmış hatta dış görünüşlerini bile buna göre anlatmıştır. Halkın Aliye’ye tepkisi temellendirilmemiştir. Halk cahildir. Anadolu’da öğretmen tipini işeyen diğer önemli romanlar ise Çalıkuşu (Reşat Nuri Güntekin) ve Acımak (Halide Edip Adıvar) adlı romanlardır. Çalıkuşu anlatım tekniği, Anadolu’yu ele alışı yönüyle Türk romanın en başarılı örneklerinden biridir.

b. Anadolu’da Subay:

Ateşten Gömlek (Halide Edip Adıvar): Vatan aşkı ile ferdî aşkı arasında kalan Peyami’nin hikayesi anlatılır. Eser, Milli Mücadele döneminde bir subay olan Peyami’nin hatıra defteri şeklinde düşünülmüştür.

Yaban (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Savaş sonrası Anadolu halkı ile aydının hesaplaşması işlenir. Ahmet Celal savaş gazisi olan bir komutandır ve emir erinin köyüne gider. O bir aydın olarak halka kendini kabul ettiremez. Eserde “Aydın, köylüyü ihmal ederek onu kendi seviyesine çıkaramamıştır.” mesajı verilir. Sonradan ortaya çıkacak olan köy romanı anlayışını derinden etkilemiştir.

Ankara (Yakup Kadri Karaosmanoğlu): Romanda ülkesini seven gerçek kahramanların savaşlarda ölmesi üzerine Anadolu’nun yetersiz ve taklitçi insanların elinde kalması, savaş sonrasında Ankara’da şekillenen gerçek Batılılaşma çabalarının kozmopolitleşmeyle nasıl boğulmak istendiği anlatılır. İstanbul’daki savaş vurguncusu zengin kesimlerin kısa sürede Ankara’yı mekan edinmesi, İstanbul’daki yozlaşmayı Ankara’ya da taşımak istemeleri anlatılır.
Y. Kadri, bu bozulma karşısında yeni hükümeti uyarır.

3. Aşk Romanları:

  • Akşam Güneşi (R. Nuri Güntekin)
  • Şimşek ( Peyami Safa)

Milli Edebiyatın Zevk ve Anlayışını Sürdüren Sanatçılar

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı 1923 yılından başlayan ve günümüze kadar devam eden edebiyat dönemidir. Bu dönem, insanların ve toplumun hayat değişimlerine göre çeşitlenmiştir. Bahsedilen dönem, yek pare bir konunun kıskacında olmadığından çeşitli dönemlere ayrılmıştır. Biz bu yazıda, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı döneminde milli duygu ve düşünceleri edebiyata yansıtan Milli Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren sanatçıları işleyeceğiz. Ama önce Milli Edebiyat zevkini anlamalıyız…
 
Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışı
 
Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda Milli Mücadele ve Milli Edebiyat anlayışını sürdüren şairler, yazarlar vardır. Bu sanatçıların yaptıkları edebiyata Memleket Edebiyatı da denmektedir.
 
Memleket Edebiyatı, en genel tabiriyle memleket aşkını işleyen romantik ve umut dolu, yüzü Anadolu’ya dönük bir edebiyattır. Milli romantik duyuş olarak da isimlendirilen bu edebiyatın kaynağı halk ve Anadolu’dur. Yani milli kaynaklar esas alınır.
 
Bu dönem ve anlayış sanatçıları, milli ve yerli konuları işlemişlerdir. Anadolu halkının sorunlarına ışık tutmayı, onların seslerini duyurmayı ilke edinmişlerdir. Böylelikle merkezi Anadolu, Anadolu sorunları ve Anadolu insanı olan bir edebiyat meydana getirmişlerdir. Bu edebiyatta milli duyarlılık ve hisler ön plana çıkarılmış, sanatçılar kalpleriyle şiir yazmaya başlamışlardır.
 
Anadolu romantizmi denilen, umutlu, geleceğe iyimser bakan bir edebiyat anlayışı aşağıda bahsedeceğimiz sanatçılar arasında yaygınlık kazanmıştır. Bu edebiyatta konu edinilen Anadolu, şirin ve cazip gösterilmek istenmiş, sürekli yüceltmiştir. Aslında bu yüceltilme biraz da bir görev edasıyla yapıldığı için kimi şairlerce yapmacılıkla eleştirilmiştir. Kimisi de bu duruma daha yumuşak bakarak iyimserlik demekle yetinmişlerdir.
 
Vatan ve millet sevgisinin aşılandığı ve işlenildiği bu eserler birçok dergi ve gazetede yayınlanmıştır. Milliyetçilik duygusu, temel duygu olarak işlenmiş dolayısıyla “Sanat toplum için yapılır” anlayışı egemen kılınmıştır.
 
Halk Edebiyatı, Milli Edebiyat ve Beş Hececiler, bu dönemde etkilenilen, örnek alınılan edebiyat dönemleri olmuştur.
 
Bu dönem edebiyatında dil bilincine ayrı önem verilmiş ve dil bilinci ayrıca işlenmiştir. Yabancı ve alıntı kelimeler mümkün olduğunca kullanılmamaya çalışılmış hatta yerli sözcük arayışları yapılmıştır.
 
Eserlerde konuşma diline yakın bir dil kullanılmıştır. Esas alınan ağız ise İstanbul Türkçesidir.
 
Batı edebiyatından etkilenilmekle birlikte Halk Edebiyatı’na bağlı kalınmış ve hece ölçüsü yanında Halk Edebiyatı nazım şekilleri esas alınmıştır.
 
Şiirde memleketçi bir anlayış hakimdir bu bakımdan bireysellik yok denecek kadar azdır. Ayrıca eserlerde yalın, açık ve sade söyleyişler tercih edilmiş; şiirlerde imge, çağırışımlar kullanılmamıştır.
 
Yukarıda bahsedilen özellikleri sürdüren sanatçılar edebiyat tarihinde Milli Edebiyat zevk ve anlayışını devam ettiren sanatçılar olarak nitelendirilir. Bu sanatçıların bazıları ve onların edebiyat anlayışlarını vermeden önce şunu belirtmek gerekir ki yazıda sadece sanatçıların göze çarpan özellikleri dile getirilmiştir. Tam hayatı verilmemiştir.
 
Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Devam Ettiren Şairler
 
Ahmet Kutsi Tecer: 1901 yılında Kudüs’te dünyaya geldi; babası Kudüs Düyun-u Umumiyesi müdürü olan Abdurrahman Bey, annesi ise Hatice Hanım olarak bilinir.  Tecer, 4 çocuklu bir ailenin en küçüğüdür ve adı Ahmet’tir. Kutsi adı onun doğum yerine atıfla sonradan verilmiş ve soyadı kanunu ile de Tecer soy ismini alarak bugünkü haline gelmiştir. Tecer soy ismi Sivas’ın bir dağından alınmadır. Ahmet Kutsi Tecer öğretmen, şair, oyun yazarı, siyasetçi kimlikleri ile tanınır.
 
Ahmet Kutsi Tecer Memleket Edebiyatı’na bağlıdır ve şiirlerinde Anadolu’yu işler. Ayrıca aşk, doğa ve ölüm işlediği diğer konulardır.
 
“Orada Bir Köy Var Uzakta” adlı şiir ona aittir ve “Nerdesin” şiiriyle birlikte onun tanınmasını sağlamıştır.
 
“Halay” adlı şiirinde Türk dirlik ve birliğinden söz eder. Cumhuriyet dönemi edebiyat politikası çatışan değil birleşen unsurlar üzerine durduğu için yukarıda bahsi geçen şiir, bu poetikaya uygundur.
 
Cumhuriyet’in milletleşme politikasını desteklemiştir.
 
Sivas’ta folklor derlemesi yapmış ve soy ismini de bu derlemeden esinlenerek almıştır. Karacaoğlan ve Yunus Emre çalışmalarına rehber olacak çalışmaları vardır.
 
Şiire saf şiirin 1921 yılındaki yayın organı Dergah ile başlamış daha sonra Ülkü adlı kendi dergisini yönetmiştir.
 
Aşık Veysel’i bize kazandıran adam olarak da tanınır.
 
Şair olduğu kadar oyun da yazmıştır. Şiirlerinde Halk Edebiyatı’nın biçim özeliklerine uyarak dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle şiirlerini yazmıştır. Divan Edebiyatı’na karşılık Halk Edebiyatı’nı savunmuştur.
 
Arif Nihat Asya: “Bayrak Şairi” olarak tanınır. 1904 yılında İnceğiz’de doğan şair, ünlenmesini sağlayan “Bayrak” adlı şiiri, Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta yazmıştır. Yine ölümü de 5 Ocak 1975 yılında olan şairin kabri Ankara’dadır. Asıl mesleği edebiyat öğretmenliğidir ki bu bakımdan da oldukça fazla dolaşmıştır.
 
Fetih Marşı, Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor, Bayrak onun en ünlü şiirleridir. Bu şiirlerinde de görüldüğü gibi kendisi milliyetçi lirik bir şairdir. İşlediği konular Anadolu, vatan – millet sevgisi, bayrak sevgisi gibi konulardır.
 
Şiirlerinde kaynak olarak Halk Edebiyatını gösterir. Bu bakımdan dili, gösterişsiz ve sadedir.  Hece ve aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin yanı sıra serbest yazdığı şiirleri de vardır
 
Rubai türünün modern Türk edebiyatındaki son temsilcisidir. Bu anlamda geleneği devam ettiren şair olarak da bilinir.
 
Mensur şiirleri, şiirleri ve düzyazıları vardır.
 
Hüseyin Nihat Atsız: Milliyetçi şair, yazar ve araştırmacıdır. 12 Ocak 1905 yılında İstanbul’da doğmuştur. Hayatı zorluk ve haksız engellemelerle geçmiştir. İş durumu siyasi iktidara göre değişmiştir bu bakımdan da hayatı boyunca rahat ettiği bir memuriyeti yoktur. Aslen fikir adamı, Türkolog’tur. Kendisini Türkçü – Turancı ve Milliyetçi olarak tanımlar. Bu bakımdan da gerek şiirlerinde gerek yazılarında gerek romanlarında Türkçülükten bir nebze taviz vermemiştir. Ömrünün sonuna kadar oldukça fazla ilgi toplayan Ötüken adlı dergiyi çıkarmıştır. Bunun dışında Atsız Mecmua, Orhun, Orkun dergilerinde de fikirlerini yayma fırsatı vurmuş ve toplumda büyük ses getirmiştir.
 
Hasan Ali Yücel olan davası ile tanınan Atsız, romanlarında ve şiirlerinde tarih şuurunu irdeler. Hayatı boyunca Türkçülük aşkından vazgeçmemiş iyi bir fikir adamıdır. Yüzlerce yazısı, şiiri bulunmaktadır. 11 Aralık 1975 yılında hastalıktan İstanbul’da ölmüştür.
 
Kemalettin Kamu: 1901 Bayburt doğumlu Türk şair ve siyasetçidir. Gurbet adlı şiiri yüzünden “Gurbet Şairi” olarak tanınır. 1948 yılında Ankara’da vefat eden Kamu,  açılan İstiklal Marşı şiir yarışmasına da şiir göndermiştir.
 
Başlangıçta aruz vezni kullanan şair daha sonra hece ölçüsüne yönelmiştir. Vatan sevgisi, gurbet, doğa, ölüm, aşk, ölüm çoğunlukla işlediği konulardır. Halk edebiyatının biçim özelliklerine başarıyla şiirlerine taşımıştır. Lirik bir söyleyişe sahip olan Kemalettin Kamu, Türk Yurdu,Varlık, Ülkü, Kalem ve Oluş dergilerinde şiirler yayımlamıştır.
 
Şiirlerinde sade ve yalın bir dil kullanan Kemalettin Kamu, “Bingöl Çobanları” adlı pastoral şiiri ile de ün kazanmıştır.
 
Behçet Kemal Çağlar: 1908 yılında Erzincan’da doğan şair, 24 Ekim 1969 yılında vefat etmiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel ile birlikte “Onuncu Yıl Marşı” yazmasıyla ünlüdür. Ayrıca hamasi şiirleri ile de tanınmaktadır. 
 
Atatürk, cumhuriyet, Türklük bilinci konuları onun şiirlerini en sık işlediği temalarıdır. Halk şiiri nazım biçimini kullanan Çağlar, “Ankaralı Aşık Ömer” mahlasıyla şiirler kaleme almıştır.
 
Şiirlerinin yanında oyunları da olan Çağlar’ın tiyatrolarında Türklük konusu sıklıkla işlenmiştir.
 
Yukarıda bahsedilen isimlerin dışında da şairler vardır: Ömer Bedrettin Uşaklı ( 1904 – 1946 ), Orhan Şaik Gökyay ( 1902 – 1994 ), Zeki Ömer Defne ( 1903 – 1992 ), Necmettin Halil Onan ( 1902 – 1968 ) ve bir kadın şair Şükufe Nihal Başar ( 1896 – 1973 ).

Millî Edebiyat Zevk Ve Anlayışını Sürdüren Şiir

Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairlerin şiirleri Kültür Haftası, Ağaç, Çınaraltı, Hisar gibi dergilerde yayımlanmıştır. 1911’de Selânik’te Genç Kalemler dergisi etrafında gelişen Millî Edebiyat hareketi; Millî Mücadele, yeni devletin kuruluşu, inkılâplar gibi birçok tarihî gelişmenin yaşandığı 1920’li 1930’lu yıllara da damgasını vurmuştur.
Millî Edebiyat hareketi şiir konusunda genel olarak şu ilkeleri savunur:
1-Ölçü olarak hece ölçüsü kullanılmalıdır. 2- Şiirler sade, anlaşılır bir Türkçe ile yazılmalıdır. 3- Yabancı dil kuralları bırakılmalıdır. 4- Yazı dilinde İstanbul Türkçesi esas alınmalıdır. 5- Eş anlamlı kelimelerden Türkçe olanları tercih edilmelidir. 6- Arapça ve Farsça kökenli kelimeler Türkçedeki söylenişlerine uygun olarak yazılmalıdır. 7-  Millî konular işlenmelidir.
Türk tarihi, millî kültür unsurları, memleket manzaraları, Anadolu insanı vb. konuları işlemişlerdir. Ölçü olarak heceyi, nazım birimi olarak dörtlüğü kullanmışlar, halk şiirinin nazım şekillerinden yararlanmışlardır. İyimser, umutlu, romantik bir tutumla Anadolu’nun, Anadolu insanının olumlu yönlerini şiirleştirmeyi amaçlamışlardır. Millî Edebiyat şiir anlayışı Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren “Memleketçi Edebiyat” veya “Memleketçi Şiir” olarak adlandırılan bir sürece girmiştir. “Hisarcılar” olarak bilinen şairler de genel olarak Millî Edebiyat zevkini sürdüren şiire yakın bir anlayışla eser vermişlerdir.
Millî Edebiyat zevk ve anlayışını sürdüren şairlerin belli başlıları şunlardır: Beş Hececiler, Ahmet Kutsi Tecer, Kemalettin Kamu, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Zeki Ömer Defne, Behçet Kemal Çağlar, Ömer Bedrettin Uşaklı,

BEŞ HECECİLER (Hecenin Beş Şairi)
1-) Şiire aruzla başlayıp heceye yöneldiler
2-) Millî Edebiyat akımından etkilendiler (Cumhuriyetten önce)
3-) Sade Türkçeyle memleketçi şiir
4-) Anadolu ve Anadolu insanının hayatı, gözlem ve gerçekler -realizm
5-)Süsten uzak bir şekilde günlük konuşma diliyle yazmışlar, ağırlıklı olarak hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanmışlardır.http://www.notbak.com
6-)“Beş Hececiler” olarak bilinen bu şairler; Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek ve Yusuf Ziya Ortaç’tır. (FOHEY)

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1974)
Şiire aruz ölçüsüyle başlayan Faruk Nafiz, Millî Edebiyat akımının etkisiyle heceye yönelmiş; fakat aruzu da tamamıyla terk etmemiş, her iki ölçüyle de güzel şiirler yazmıştır. Beş Hececiler olarak bilinen şairlerin en güçlüsü ve en tanınmışıdır. Yepyeni görüşler getiren ünlü “SANAT” şiiri, “memleketçi edebiyatımızın” ilk bilinçli bildirisi sayılabilir.  Düş ile gerçeği kaynaştırdığı şiirleri epik ve lirik özellikler taşır. Eserlerinde romantizm ve realizm akımlarının izleri görülür. “Çoban Çeşmesi” ve “Han Duvarları” şiirleri çok ünlüdür. “Çamdeviren”, “Deli Ozan” takma isimleriyle mizahî şiirler de yazmıştır.
ESERLERİ Şiir: Şarkın Sultanları, Çoban Çeşmesi, Bir Ömür Böyle Geçti, Han Duvarları,Dinle Neyden, Gönülden Gönüle, Elimle Seçtiklerim, Akıncı Türküleri… Tiyatro: Canavar, Akın, Yayla Kartalı, Özyurt…
Roman: Yıldız Yağmuru,  Ayşe’nin Doktoru.

ORHAN SEYFİ ORHON (1890-1972)
“Fırtına ve Kar” adlı, serbest müstezat tarzında yazdığı uzun şiiriyle ününü genişletmiştir. Eserlerinde İstanbul ağzını yapmacıksız, yalın, mizahımsı bir söyleyişle kullanmıştır. Fıkra, makale, roman türlerinde de eser vermiştir.
ESERLERİ Şiir: Fırtına ve Kar, O Beyaz Bir Kuştu, Gönülden Sesler, Kervan, İşte Sevdiğim Dünya…
Manzum Masal: Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi Roman: Çocuk Adam Makale: Dün Bugün Yarın
Fıkra: Kulaktan Kulağa Hikâye: Düğün Gecesi.

HALİT FAHRİ OZANSOY (1891-1971)
“Aruza Veda” şiiriyle tanınmıştır.  Şiirin dışında roman, hatıra, inceleme, tiyatro türlerinde de eser vermiştir. Şiirlerinde  aşk, ölüm, hüzün konularını sıkça işlemiştir.
ESERLERİ Şiir: Rüya, Cenk Duyguları, Efsaneler. Hatıra: Edebiyatçılar Geçiyor, Eski İstanbul Ramazanları
Roman: Sulara Giden Köprü Tiyatro: Nedim, On Yılın Destanı, Bir Dolaptır Dönüyor.

ENİS BEHİÇ KORYÜREK (1892-1949)
Konularını deniz savaşlarımızdan alan, “Eski Korsan Hikâyeleri” genel” başlığı altında topladığı manzum hikâyeleriyle geniş bir ün kazandı.
ESERLERİ Şiir: Miras, Vâridat-ı Süleyman, Güneşin Ölümü. Manzum Hikâye: Eski Korsan Hikâyeleri

YUSUF ZİYA ORTAÇ (1895-1967)
Türk edebiyatının önemli mizah yazarlarındandır. Akbaba adlı bir mizah dergisi çıkarmıştır. Ayrıca Orhan Seyfi Orhon’la birlikte Çınaraltı dergisini çıkarmışlardır.
ESERLERİ Fıkra-Mizah: Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Beşik, Ocak. Hatıra: Bizim Yokuş, Portreler.
Roman: Göç, Üç Katlı Ev, Şeker Osman, Kürkçü Dükkânı. Gezi yazısı: Göz Ucuyla Avrupa.
Tiyatro: Kördüğüm, Nikâhta Keramet, Binnaz Lâtife. Şiir-Çocuk Şiirleri: Akından Akına, Kuş Cıvıltıları, Yanardağ, Bir Selvi Gölgesi.

DİĞERLERİ
AHMET KUTSİ TECER (1901-1967)
Ahmet Kutsi Tecer; halka giden, halkı bize getiren şairdir. “Memleketçi Şiir” yolunda folklordan, halk edebiyatından, günlük yaşantılardan, Anadolu’nun eski efsanelerinden geniş ölçüde yararlanır. Halk kültürü üzerine ciddî araştırmaları vardır. Tecer aynı zamanda Âşık Veysel’i keşfeden kişidir.
ESERLERİ Şiir: Şiirler. Tiyatro: Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı, Bir Pazar Günü, Satılık Ev.

ORHAN ŞAİK GÖKYAY (1902-1994)
Orhan Şaik Gökyay; edebiyat dünyamızda halk şiiri geleneklerimizden etkilenerek yazdığı içten şiirleriyle tanınır. Millî konularda yazdığı “Bu Vatan Kimin” gibi şiirlerinde epik-lirik bir karakter görülür. Gökyay, şiirlerinin yanı sıra Dede Korkut Hikâyeleri ve Kâtip Çelebi üzerine yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarıyla da tanınmıştır.
ESERLERİ Şiir: Bu Vatan Kimin, Yas. İnceleme-Araştırma: Dede Korkut, Kâtip Çelebi, Kâbusname.

ARİF NİHAT ASYA (1904-1975)
Ünlü “Bayrak” şiiri dolayısıyla Türk edebiyatında “Bayrak Şairi” olarak tanınır.  Vatan ve millet sevgisi, Dinî ve millî duyguları, kahramanlıkları sade bir dille şiirleştirmiştir. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinin yanı sıra serbest nazımla kaleme aldığı şiirleri de vardır. Rubai türünün son ustalarındandır.
ESERLERİ Şiir: Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor, Kökler ve Dallar, Dualar ve Aminler, Kubbe-i Hadra, Emzikler, Yastığımın Rüyası, Heykeltraş, Rubaiyyât-ı Arif, Kıbrıs Rubaileri, Avrupa’dan Rubailer, Nisan.
Nesir: Enikli Kapı. Özdeyişler: Kanatlar ve Gagalar.

KEMALETTİN KAMU (1901-1948)
Aşk, gurbet, vatan ve tabiat sevgisi konularını hece ölçüsüyle işledi. “Bingöl Çobanları” şiiriyle bilinir. Gurbet şairi olarak ünlendi.http://www.notbak.com
ESERLERİ Şiir: Bingöl Çobanları, Gurbet.

BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR (1908-1969)
Behçet Kemal Çağlar; şiirlerinde Atatürkçü, memleketçi, inkılâpçı bir özellik gösterir.İnançlı olarak: “Şiire, Anadolu toprağına yalınayak basanların yerli ve özlü duygularını getirmek” ister. Folklor kaynaklarımızdan yararlandığı ve âşık tarzıyla yazdığı şiirlerinde “Ankaralı Âşık Ömer” mahlâsını kullanmıştır. Bireysel ve toplumsal konulardaki duygularını; vatan, millet ve memleket ilhamlarını belirtirken hecenin söyleyiş özelliklerinden, kelimelerin şiddetinden, hitabet kudretinden yararlanır.
ESERLERİ Şiir: Erciyes’ten Kopan Çığ, Burada Bir Kalp Çarpıyor, Benden İçeri, Kuran-ı Kerim’den İlhamlar. Gezi Notları: Hür Mavilikte Manzum Tiyatro: Attilâ. Bugünün Diliyle Atatürk’ün Söylevleri.

ZEKİ ÖMER DEFNE (1903-1992)
Modern şiirimizle halk şiirimiz arasında bir köprü kurmak çabasındadır. Anadolu’nun çeşitli illerine güzellemeler yazdı. “Ilgaz” adlı şiiriyle sevildi. “Ziller Çalacak” şiiri de ünlüdür.ESERLERİ Şiir: Denizden Çalınmış Ülke, Sessiz Nehir, Kardelenler.

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI (1904-1946)

Cumhuriyet dönemi şiirimize denizle Anadolu’yu getiren şairdir. Gezdiği yerleri bir ressam gözüyle mısralaştırmış, şiirlerinde Anadolu’yu pastoral bir güzellikle duyurmuştur. Yurdumuzun taşını toprağını, renklerini, kokularını, denizlere açılan engin ufuklarıyla şiir sanatının aynasından bize göstermiştir. Anadolu’yu ve bilhassa İçel, Artvin, Ardahan yörelerinin onu hayran bırakan tabiat güzelliklerini deniz, gurbet, özleyiş temalarıyla birlikte içten bir duyuşla dile getirmiştir.
ESERLERİ Şiir: Deniz Sarhoşları, Yayla Dumanı, Sarıkız Mermerleri.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz